KupayaDoğru
Maç sonrası Montella ayaklanması: "Git kardeşim, git!" | Spor yazarları A Milli Takım için ne dedi?
Milli Takım

Maç sonrası Montella ayaklanması: "Git kardeşim, git!" | Spor yazarları A Milli Takım için ne dedi?

KupayaDoğru·9 dakika önce·6 dk okuma
Paylaş

Uluslar A Ligi 1. Grup ikinci maçında Türkiye ile İtalya, Bursa'da kozlarını paylaştı. Karşılaşma Çizme'nin 4-1 üstünlüğüyle sonlandı. Spor yazarları müsabakayı yorumladı.

Article image

Uğur Meleke: "'İçine Pereira kaçmış Montella' bu milli takıma yakışmıyor" | Milli takım hem Fransa hem de İtalya maçlarına 3-4-2-1 başladı. Hatta beklerimizin fazla çıkmadığını dikkate alırsak bu formasyona 5-4-1 de diyebiliriz. İki maçın da anlatıcıları durumu fark etmedikleri için kamuoyu da tam anlamıyla bilgi alamadı doğrusu. Zeki-Merih-Ozan (Fransa önünde Zeki-Merih-Abdülkerim) üç stoper rolünde oynadılar. Sağ kanat bekte Oğuz, sol kanat bekte Eren (Ferdi)... İki maçta da en uçta Barış oynadı, onun arkasında sağda Arda, solda Can...

Article image

Fransa maçı sonrasında da anlatmaya çalışmıştım, son derece işlevsiz bir diziliş bu. Zaten en uçta gol şansı çok düşük bir santrforumuz (Barış) var. Arda ve Can da bu tuhaf dizilişte yerlerini bulamıyorlar. Elinizde Dünya’nın en iyi on numaralarından biri var. Ama Arda’yı maalesef fonksiyonsuzlaştırdı Montella böyle kullanarak. Ne Arda kaleye yaklaşabiliyor bu formasyonda, ne Can... Kimsenin kaleye yaklaşamadığı, hücumda asla kalabalıklaşamayan, kimsenin gol atamadığı, atmasının da bence zor olduğu bir düzen bu.

Article image

Süper Lig’de uzun süredir bu tip formasyon ve tutucu oyun anlayışıyla dizilen iki takım var: Alanya ve Göztepe... Joao Pereira’nın da Stanimir Stoilov’un da hedefi topa sahip olmak değil. Rakiplerinin tamamlayamadığı hücumları, duran topları kollayan iki pragmatik teknik adam. Pereira’nın, Stoilov’un mantalitesini milli takımda görmek ister misiniz? Ben istemem. Montella’nın bu tutuculuğunu da görmek istemiyorum ben milli takımda artık.

KAPTANLIK BANDI DA ARDA’DA OLMALI

Milli takımı izliyorum, sahada tek ve gerçek bir lider görüyorum: Arda Güler... Real Madrid’in yıldızı, Türk futbolunun yıldızı. Ulusal forma için yüzde yüzünü veriyor, taraflı tarafsız herkes saygı duyuyor. Yaşının küçük olduğunun farkındayım ama böyle bir sporcu zaten bir ülkeye 20-30 yılda bir geliyor, onun bu unvanları erken alması doğal.

Bizim milli takımımızın inanın şu anda İtalya’dan, Hollanda’dan, Almanya’dan çok büyük bir eksiği yok. Her maça kazanmak için çıkacak, kadro kalitemizi oyuna yansıtacak farklı bir teknik adam ve kaptan Arda ile yeni bir döneme başlamalıyız artık. (HÜRRİYET)

Ömer Üründül: "Hatalar zinciri" | Büyük ümitlerle çıktığımız İtalya maçını ne yazık ki farklı bir skorla kaybettik. Maça kötü başladık, erken hatalı bir golle skor dezavantajına düştük. Ondan sonra da devre sonuna kadar ne defansif ne de ofansif hiçbir varlık gösteremedik ve toplam 3 gol yedik. İkinci yarıya, yapılan değişikliklerle skoru kabullenmemem için hırslı bir başlangıç yaptık. Çok erken bir gol de bulduk. Hemen sonrasında ise yine hatalı bir gol yiyince yapacak bir şey kalmadı. Maçı sonuna kadar bırakmadık ama yoğun baskıdan iki net pozisyon kaçırdık. Hele Kerem'in kaçırdığı inanılmazdı. İtalya bizi farklı yendi ama kesinlikle çok iyi bir takım değil. Neticeyi biz tayin ettik...

Gelelim genel gözlemlerime; Montella'nın bu maç için başlangıcındaki takım tertibi hatalıydı. Zor maçlarda düşünmeden görev verdiği İsmail Yüksek kulübedeydi. Brighton'da her maç oynayan ve son derece başarılı oynayan Ferdi de kulübedeydi. Tabii bir de kaleci sorunu var. Ben Fransa maçını yorumlarken Uğurcan hatalı kırmızı kart görünce şöyle bir görüş bildirmiştim: "Uğurcan kartını zaten son dakikada gördü. Önemli olan şu anda Uğurcan'ın atılması değil, İtalya maçında oynayamayacak olması." Bunu neden söyledim? Altay iki senedir hiç oynamıyor. Bu kadar maç eksiği olan bir kalecinin böyle zor bir mücadelede hata yapmaması mümkün değil. Tabii burada Altay'ın hiçbir günahı yok. Maçın kahramanı kimdir diye soru gelirse, hiç tereddütsüz hakem Michael Oliver derim. Farklı skora bakmadan, konsantrasyonunu hiç kaybetmeden, VAR'a yaslanmadan tüm kararlar bu kadar doğru olabilir mi? İşte onun için bence dünyanın en iyi hakemi... (SABAH)

Türkiye-İtalya maçı sonrası gazeteler yanıyor: "Çizme canımızı fena yaktı" | Sporun manşetleri

"Milletimiz artık sıkıldı" diyen İsmail Yüksek gelecek için umut verdi

Serkan Akcan: "Hesap zamanı" | Dünya Kupası'na çok havalı gidip, en büyük hezimetle dönenlerden biriydik. Bireysel olarak Arda'sından Kenan'ına yıldızlara sahiptik ama hocamızın adalet terazisi en başından yanlış tarttığı için potansiyelimizin altında kaldık. Montella hoca, Dünya Kupası'ndaki hezimetin faturasını ödemek istemedi. Oysa o gün orada olanlar, yediler içtiler gezdiler ve tüm hesabı öylece masada bırakıp bir sonraki randevu için sözleşerek gittiler. O günün hiç gelmeyeceğini düşünerek hem de. Oysa bakın aynı ekiple Türk halkı yine baş başayız. Yine yiyecek içecek ve tüm faturayı bu milletin üzerine bırakıp gidecek misiniz? Ha bu arada belki yoğunluktan kaçırmış olabilirsiniz, belki duymamışsınızdır... İnanır mısınız; Dünya Kupası sonrası bazı hocalar başarısızlıkta sorumlulukları olduklarını düşünerek işi abarttılar, görevlerinden ayrılmayı seçtiler. Ha bazıları da bizzat görevden alındılar. Bu da bir seçenekti tabii. Bielsa (Uruguay), Roberto Martinez (Portekiz), Rudi Garcia (Belçika), Ronald Koeman (Hollanda) ve Julien Nagelsman (Almanya) faturayı bir şekilde ödemek istediler ya da buna zorlandılar. Şaşırtıcı değil mi?

Sadakat tercih edildi

Oysa Dünya Kupası sonrası her şeyi düzeltmek, yeni bir sayfa açmak, başka bir planla ilerlemek mümkündü. Ama kimse buna yanaşmadı. Üstelik hiç bir konuda sorumluluk almayan Milli Takım sorumlusu! yine formda olanları değil, tanıdık olanları çağırdı. Yine liyakat değil, sadakat tercih edildi. Ama bu kez rakipler çok sertti. Önce Fransa, dün gece İtalya hem de evimizde bizi yenip gittiler. Yine hesap masada mı kalacak? İsterseniz bunu da yüce gönüllü Türk halkı ödesin. (FANATİK)

Güntekin Onay: "Milli Takım sürekli geri gidiyor" | Uluslar A Ligi’nde iç sahada iki maç, ‘0’ puan... Tablo hiç iyi değil. Üstelik Dünya Kupası’ndaki büyük hayal kırıklığının ardından...

İlk Fransa maçında iyi mücadele ettik ve Fransa gibi son derece kaliteli, güçlü bir takıma karşı fazla da şans vermedik ancak dün akşam Bursa’da özellikle ilk yarıdaki oyunun elle tutulur hiç bir tarafı yoktu. Kurgu ve saha içi organizasyonu o kadar kötüydü ki, krizdeki İtalyanlar bile şaşırdı. İlk 30 dakikada sahanın tek hakimi onlardı ve 27 dakikada 3 gol buldular. İtalya neyi doğru yaptı? Her top için mücadele etti ve topu kazandıktan sonra da son derece hızlı oynadılar. Biz ise çok dağınık ve güçsüz göründük. Ne savunma yapabildik ne de topla iyi işler yaptık.

ALTAY 13 AY SONRA iLK KEZ MAÇA ÇIKTI

Herkes kaleci Altay Bayındır’a yükleniyor ancak Altay 13 ay sonra ilk kez bir maça çıktı. Sorun onda değil, bu kadar maç eksiği olan Altay’ı sahaya sürende. Ayrıca ileride öyle uyumsuz bir 3’lüyle sahaya çıktık ki top hiç orada kalmadı.

İkinci yarıda değişikliklerle birlikte baskılı başlayıp golü de bulduk. Arda Güler fazlasıyla sorumluluk aldı, arkadaşlarını oyunun içine aldı ancak 4-1’den sonra artık çok da yapacak bir şey yoktu.

Şunun altını çizelim; zorluk derecesi yüksek tüm maçlarda İsmail Yüksek oynamalı; orta sahaya acayip bir dinamizm ve güç katıyor. Bu tip maçlarda her şey yetenek değil. Savaşmak gerekiyor.

MONTELLA DOĞRU TERCiHLER YAPAMIYOR

Dün ikinci yarı Arda Güler’in önderliğinde sahaya karakter koysak da yetmedi. Yazık, milli takımımız ciddi bir potansiyele sahip ancak bir türlü organize olamıyoruz ve kırılganız. Kurgumuz yok, planımız eksik.

Vincenzo Montella uzun zamandır burada. Artık her oyuncuyu tanıyor, elinde geniş bir milli oyuncu havuzu olmasına rağmen doğru tercihleri yapamıyor. “24 yıl sonra bizi Dünya Kupası’na bizi götürdü” diyenler futboldan anlıyor mu onu bilemem ancak matematik bilmedikleri kesin. Dünya Kupası’na artık 48 takımın gittiğini bir türlü anlatamadık. Uluslar Ligi’nde evimizde 2 maç 0 puan çektikten sonra 4 maçımız kaldı. 3’ü Fransa,İtalya ve Belçika ile deplasmanda. Artık çözümü Montella düşünsün. (HÜRRİYET)

Bilal Meşe: "Montella sıfır çekti" | Biz de İtalya da Uluslar Ligi’ne mağlubiyetle başladık. Bu nedenle Bursa’daki mücadele iki takım açısından da büyük önem taşıyordu.

İtalya karşısında Montella’nın 11’ine baktığımızda, bazı bölgelerde rotasyona gittiğini görüyoruz. İtalyan hocanın bu tercihlerinin sahaya nasıl yansıyacağı merak konusuydu.

Öyle bir yansıdı ki, ilk yarıda fark yedik!

Konuk takımın baskılı oyunu, ayağa paslarla ofansa yaptığı çıkışlar bizi geriye itti, dokuz dakika dayanabildik. Bir duran topta Bastoni faturayı kesti. Bu gol bize hiç yakışmadı!

Ayağa kalkarız, reaksiyon gösteririz dedik, yanıldık. 22’de bu kez Frettesi sahneye çıktı, Altay’dan seken topu filelerimize gönderdi.

İtalya, kalemize hep ayağa paslarla geldi, öyle ki bırakın markajı bir kenara, geçişlere bile engel olamadık! Kaptırdığımız her top kalemizde ya tehlike oluşturdu, ya da gol oldu! 27’de Esposito’nun asistine Kayode sağdan sert vurdu, fark üçe çıktı.

Savunmamız neden bu kadar kolay çözüldü anlamak zor. Orta saha, İtalya’nın baskısına niye yanıt veremedi? Hücumda Arda Güler ve diğer yaratıcı oyuncular neden yeterince topla buluşamadılar?

Bu Haberi Paylas

Yorumlar

K
Yukleniyor...
Yukleniyor...